Haberler

Buğday Pazarının Sonu Geldi

Buğday pazarının Konya’nın ekonomik yaşamında vazgeçilmez bir role sahip olduğu aşikar. Tarımsal üretimin verimli bir şekilde yapılabilmesi için ise her alanda bir dönüşüm kaçınılmaz. Konya Ovası’nın tarımsal avantajlarını hayata geçirebilmesi için artık 'lisanslı depoculuk' konuşuluyor. Buğday pazarının sonu anlamına da gelen lisanslı depoculuk işini Türkiye'de ilk olarak yapmaya başlayan şirket olan Ali Çavuşoğulları Tarım Ürünleri Nakliye Kimyevi Gübre Bayii Limited Şirketi Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Genç anlattı.

1950'li yıllardan beri zahire tüccarı olan Çavuşoğulları ailesi, 1997 yılında Konya buğday pazarına giriş yapmış. Bu tarihten sonra hızlı bir büyüme sürecine giren aile şu anda dedelerinden devraldığı işi babaları ve dört kardeşi ile birlikte yürütüyorlar. Kulu başta olmak üzere Konya'nın hemen hemen tüm ilçelerinde alım merkezleri olan firma, kendilerine ait büyük bir lojistik sistemi de kurmuş durumda. büyük bir lojistik kabiliyeti gerektiren bu işler için Çavuşoğulları'nın onlarca tırı ve deposu bulunmakta. Çavuşoğulları için yıllık alım-satım toplamında 200 bin ton ile şehirdeki en büyük zahireci diyebiliriz. Kim ne derse desin tarım bu şehrin en önemli sektörü. Geçtiğimiz yıl hazırladığımız ve cirolarına göre Konya'nın en büyük şirketlerini sıraladığımız tabloda yer alan 30 firmanın yarısının tarım ve tarıma dayalı sektörlerde faaliyet gösteriyor olması bu tespitin sanırım en güçlü ispatı. Fakat tarım sektörü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de radikal değişimler içerisinde, bilinen tüm yöntemler ve ezberler birer birer bozuluyor. Önemli olan bu değişimin farkında olarak bir an önce adapte olmak.

Tam da bu noktada Konya Ovası'nın tarımsal avantajlarını hayata geçirebilmesi için şimdi 'lisanlı depoculuk' konuşulmaya başlandı. Bu değişim sürecinin halen klasik buğday pazarı esnafı görünümündeki onlarca şirket farkında mı bilmiyoruz ama bu şekilde bir ticaret bitiyor ya da yakın zamanda bitmek üzere. Konuyu sadece Konya'nın değil Türkiye'nin de bu alandaki önemli isimlerinden Erkan Genç ile görüşmeye başlıyoruz.

Bize buğday pazarındaki ticareti anlatır mısınız? Şu anda nasıl bir ticari sistem var ve bu lisanslı depoculuk ile nasıl değişecek?

Konyamızın ticaret hayatında önemli bir yeri bulunan buğday pazarında mal fiziki olarak taşınarak tüccarın deposuna gelir. Burada üretici malını gezdirir ve en iyi bulduğu fiyata satmaya çalışır. Bu çok zor ve zahmetli bir o kadar da maliyetli bir satış sistemi. Lisanslı depoculuk ile başta çiftçinin işi kolaylaşmış olacak. Çiftçi malını tarladan depoya teslim edecek ve ürün kalitesine göre sınıflandırılıp, temizlendikten sonra kendisine malının miktarı ve özelliğini belirten bir sertifika verilecek.

Çiftçi isterse bunu bekletip fiyatlar yükselince satabilir isterse bu sertifika ile kredi alabilir isterse Türkiye’nin herhangi bir yerindeki un fabrikasına satış gerçekleştirebilir. Bu sistem ile ürün bir kere hiç zayi olmuyor. Her türlü şartlara karşı korunan,  güvenli ve sigortalı bir depoda saklanıyor. Çiftçi için taşıma derdi tüccar için arama derdi yok; mal tertemiz depoda bekliyor. Bunun maliyeti şimdiki sisteme göre kendi içinden çıkıyor. Yani şu anda mal taşınırken ve iptidai şartlarda depolanırken oluşan kayıplar maliyetten daha azdır.

Sizin lisanslı depoculuk konusundaki çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Erser Grup olarak 2008 yılından itibaren Konya buğday pazarında 1,850 m2'lik yeni iş yerimizde faaliyet göstermeye devam ederken Kainat Lisanslı Depoculuk şirketini kurup TMO?nun yapmış olduğu uzun süreli kiralama garantili lisanslı depoculuk ihalesinden iki tane işletme aldık. 2009 Şubat ayında işletmelerin yapım aşamasına başlandı. Bunlar Afyon Emirdağ Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 bin m2 olan arsada 15 bin ton kapasiteli çelik silolarıyla son derece modern bir tesis yapıp bölgedeki çiftçilerin hizmetine sunduk. Aynı şekilde ikinci tesisimizi Sivas Kangal’da 48 bin m2 arazi üzerine yaklaşık 30 bin ton kapasiteli çelik siloları ve son teknoloji kullanılarak donatılmış modern işletme binalarını 2010 yılı harman sezonunda bölge çiftçilerine hazır hale getirdik. Böylece bu işte büyüme konusunda küçükten bir adım atmış olduk.

Konya’daki durum nedir? Bu bölgede yapılan lisanslı depoculuk ihalelerine girecek misiniz?

Bizim asıl faaliyetimizin olduğu Konya’da açıklanan ve istenen depo miktarı bizim kapasitemizi aşıyor. Bu noktada Konya Ticaret Borsası'nın sektöre öncülük etmesi gerektiğini düşünüyorum. Böyle büyük bölgelerde büyük tonajlı depoları bölgenin ticaret borsaları gibi ortak girişim grupları alıyor. Burada henüz böyle bir faaliyet yok, olursa bunu üye olduğumuz kuruluşlar nezdinde destekleriz. Hacim açısından bakıldığında da Konya'da en büyük buğday tüccarı biziz. Bunun verdiği refleks ile bu bölgedeki gelişmeleri iyi takip ediyoruz. Fakat maalesef lisanslı depoculuk konusunda geri kalmış durumdayız.  Bu konudaki tecrübelerimizi paylaşmaya hazırız.

Bu yeni sistem ile onlarca zahire tüccarı işsiz mi kalacak? Çiftçi buna ayak uydurabilecek mi?

Buğday pazarı esnafı bir dönüşüm geçirmek zorunda zaten. Bu sistemde tıkanma ve kayıplar çok fazla olmaya başladı. Size halen mevcut depomuzu gezdireyim. 6 ay 1 yıl bekletmek zorunda kaldığımız tahılda oluşan veya oluşabilecek kaybı işten anlamayan biri olarak siz de göreceksiniz. Bu milli servetimiz bizim. Bunu önlemek bile büyük bir rakama tekabül eder.  Mevcut tüccarların bir araya gelerek ya da borsamız aracılığı ile harekete geçerek ortak girişim grupları kurabilmeleri gerekir. Yapılması gereken yatırım Konyamız için çok büyük bu bölgenin işadamları ortaklaşa harekete geçerek yapabilir ya da dışarıdan büyük bir grup gelip yapabilir işte o zaman buğday pazarı tam olarak biter.

Firmanız bölgedeki büyük un fabrikalarına ve makarna fabrikalarına da tedarik yapıyor.  Bu alanda karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Biz dört kardeş işimizin başında bizzat alımlar ile ilgileniyoruz. Böyle olmasına rağmen bizden fabrikaların istediği kaliteyi tutturmakta zorlanıyoruz. Çünkü yüzlerce farklı üreticiden onlarca farklı kalitede ürün çıkıyor. Bu bölgemizde tarımsal üretimle ilgili büyük bir handikap. Tarım alanları çok bölünmüş verimli tarım yapmak giderek zorlaşıyor. Bütün bunlar bir bütün olarak ele alınması gerekir. Tabi son olarak malın değerini bulması konusu bizim önümüze geliyor. Herkesin şikâyetçi olduğunu görüyoruz. Bizim baktığımız taraftan görülen o ki; lisanslı depoculuk bütün bunları disipline edecek. Son derece sağlıklı ekspertiz işi kurulacak. Çiftçi nerde hata yaptığını çok net görecek. Malını kayıpsız bekletebilecek.

Eskiden Toprak Mahsulleri Ofisi bunu yapıyordu, şimdi ne değişti?

TMO bir kere büyümeye ayak uydurmakta zorlanıyor. Yeterince hızlı ve esnek değil. TMO’nun denetleyici bir kurum haline gelmesi gerekiyor. Sezon içinde satın aldığı ya da almak zorunda bırakıldığı tahılı toprağın üstüne basit naylonlar üstüne açık havada yâda üstünü sağlıksız şartlarda örterek depolama yapabiliyordu. Bir bakıma dökerek saçarak iş yapıyordu. Bir de Türkiye çapında bir yenileşme ve yatırım düşünüldüğünde çok büyük bir maliyet söz konusuydu. Şimdi yerleştirilmeye çalışılan lisanslı depoculuk bütün bunların çözümü olacak.